Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Halikarnas Balıkçısı'nın Hayat Hikayesi-1

 

"1954 yılının baharına yakın, 20 Mart günü Demokrat İzmir Gazetesi’nin tertiplediği büyük bir buluşma yaşandı. Başta İstanbul ve Ankara, ülkenin her yanından tanınmış yazar, gazeteci, profesör, araştırmacı, denizci ve sanatçılar İzmir’de buluştular. Çünkü o gün Halikarnas Günü olarak kutlanacaktı"

Halikarnas Balıkçısı hiç şüphe yok ki Ege’nin enteresan adamıdır. 50’nci yazı yılını kutlayacağını duyunca hayretler içerisinde kaldım. Çünkü bu adam o kadar genç ve güçlü ki onun bu hallerini görünce yazı hayatına ta 1904 senesinde daha 14 yaşındayken başlamış olmasına ihtimal veremiyor bir türlü.
Türkiye’nin en muhteşem ve kuvvetli “Merhaba” sını çeken balıkçı 50 yıl kalemle oynamış bir çocuğa benziyor. Fakat öyle bir çocuk ki her çizdiği mükemmel bir sanat eseri olmuş. Memlekette ondan daha iyi denizi bilen, daha iyi İngilizce,Fransızca,İtalyanca,İspanyolca konuşan, daha iyi resimden anlayan,biyolojiyi,fizyolojiyi,botaniği ondan daha iyi bilen bir insana rastladım dersem, yalan olur. Bütün bunlarla o, hala bir çocuk ve koca bir delikanlı işte.

 


-Muharrir olmasaydın ne olurdun Cevat ? diye sorunca;
-Ne bileyim ben a canım, yine de muharrir olurdum, diye cevap veriyor.
Onda muharrirlik hayatın tesadüflerinin bir mahkumiyeti değil, doğuştan bir hadisedir. Denizi görmüş çocukken.O günden sonra da gözlerini mavilerden ayıramamış. Her tarafından bakmış. Her bakışında da deryayı başka tarafından görmüş ve yazmış.Böyle bir başka adam yok yeryüzünde. İngilizler deniz adamıdır. Aralarından da denizi anlatmak isteyen bir çok insan çıkmıştır. En büyükleri Conrad’dır. Ama iddia ederim ki Cevat Şakir ondan daha iyi denizi görmüş ve anlatabilmiştir.
“Atina’daki yılarımı çok iyi hatırlıyorum” diye anlatıyor. “ Şimdi bir sayfiye yeri olan Faleron’da o zamanlar ne in ne cin vardı.Oraya ilk evi pederim yaptırmıştı. Evimizin önünde bir kayığımız vardı. Onunla gezerken bir gün , kayıkçı içindeki deniz aynasını koydu. O an denizin dip alemini gördüm. Görünce de sarsıldım. Üzerimde müthiş bir tesir yaptı. Sonra bunu unutmuş olsam da bilinçaltıma yerleşmişti. Bilahare engin denizlerle karşılaşınca bu tesiri hissedecektim.”
Cevat Şakir tahsiline Robert Kolejde başlıyor. Fakat Boğazın denizi ona dar geliyor. Karşı tepelere çarpıp geri dönen bakışlar ona yetmiyor. Kapana kısılmış gibi olan su (boğaz) ona dar geliyor. Enginler peşinde olan Cevat Şakir bu enginleri bulamayınca kendini okuyup yazmaya veriyor. Kolejde iken kendisine verilen 10 sayfalık bir kompozisyon ödevini 30-40 sayfa olarak yazabiliyor, eline geçeni okuyor, öğreniyor. Gariptir ki Kolej yönetimi kütüphaneyi ona yasak ediyor. Hiç çok okuyor diye öğrenci cezalandırıl mıymış ? Garip şey. O da kitapları arkadaşlarına aldırtıp okuyor. Okudukları o yaşlardaki bir çocuk için fazla gelecek türden yapıtlar. Shakespeare, Bacon, Dickens, Yeats, Chesterton, Byron, Shelley.
İstanbul’da daha elektrik yok. Petrol lambaları revaçta o zamanlar.El lambası ise lüks. Sırf kitapları okumak için Cevat Şakir bir tane el lambası ediniyor. Geceleri battaniye altında el feneri bitene dek okuyor da okuyor.

 


Bir gün kolejde okuduğu bir nutuk beğenilip kolejin mecmuasında neşredilince (basılınca) ismi duyuluyor. Ardından İkdam gazetesinde tercümeler yapıyor. Kolejden mezun olunca deniz sevdasına uygun şekilde İngiltere Portsmount’daki bahriye mektebine gitmek istemesine rağmen ailesinin isteğine uyuyor ve Oxford Üniversitesi Modern Tarih Fakültesine gidip mezun oluyor.
4 yıl sonunda urda dönüyor ve ilk yazısını Sedat Simavi’nin mecmuasında yazıyor. Türkiye’deki ilk renkli mecmua kapağını çiziyor. Altın ezmesini öğreniyor ve tezhip sanatını modernize etmekle uğraşıyor. Ve adı ülkede bilinmeye , kendisi tanınmaya başlıyor.
3 harbi sırası ile yapan Türkiye’de bir aralık asker kaçakları muhakeme edilmeden kurşuna dizilmektedir. Memleket bir devirden ötekine aktarılışının sıkı bir intikal devresindedir. Günlerden bir gün aile ocağından ayrı kalmış birkaç asker, bindikleri tren köylerinin yanından geçerken atlayıp ailelerini görmüşler ve bir iki gün sonra da gidip kıt’a lara teslim olmuşlar. O zamanın haleti ruhiyesi içinde bu askerlerin de kurşuna dizilmelerine karar veriliyor. Bu çocuklar kararı öğrenince hapishaneden kaçmayı düşünüyorlar. Fakat bu planlarını tahakkuk ettiremeyeceklerini anlayınca elbiselerini satıp aptest alabilecek suyu ısıtacak kadar kömür tedarik ediyor ve kalanı oradakilere dağıtıyorlar. İşte Cevat Şakir bu muhakemesiz idam edilen gençlerin vaziyetini tarif eden bir yazı kaleme alıyor. Resimli Mecmua’ya diğer bazı yazıları ile beraber bunu da gönderiyor. O esnada Şark Harekatı baş göstermiş olduğundan bu yazıyı geri almak istiyor, fakat mecmuanın sahibi M.Zekeriya geri vermiyor. Bu sefer yazıyı koymaması hususunda ricada bulunuyor. O da vaat ediyor.
Bir akşam Üsküdar’daki evinin kapısına ağır darbeler iniyor; “Açın Polis !”
-Kimi arıyorsunuz?
-Cevat Şakir Bey siz misiniz?
-Evet…Ne var?
-Benimle karakola kadar geleceksiniz…
-Karakola mı? Bir şey mi var ?
-Bilmiyorum. Gidince komiser bey size anlatır.
Ev halkı telaşa düşer. Karakoldaki komiserde bir şey söylemez.Ertesi gün Haydarpaşa garında yanına getirilen M.Zekeriya’yı görünce durumu anlar. Tren Pendik’e doğru giderken M.Zekeriya adaları göstererek Cevat Şakir’e “Bunlara iyice bak. Bir daha göremeyeceksin çünkü.”

 

Ankara ana baba günlerini yaşamaktadır. İstiklal mahkemeleri her gün idam kararları vermektedir. Ve temyiz edecek makam da yoktur. Cevat Şakir sert çehreli İstiklal Mahkemesi önüne 15 gün arayla 2 kez çıkar. İkincisinde Mebus Hamdi Nebizade yanına yaklaşıp “Sizin için idam kararı verecekler… Fakat asmayacaklar.” Diye fısıldıyor. On dakika sonra sert bir ses hükmü veriyor; - Üç yıl kalebend!..
İkisini de Bodrum kalesine göndermeye karar veriyorlar. Fakat işleri kendine göre yontmayı beceren Zekeriya Bodrumun havasının kendisine yaramayacağını öne sürerek kendisini Sinop Kalesine göndertiyor. Cevat Şakir Bodruma sevk edileml üzere 3 ay Ankara hapishanesinde bekliyor. Sonrasında aktarma otobüs yolculukları ile çileli yolculuk tam 3 ay sürüyor. Hatta trajikomiktir, Muğla Jandarma Şefi kasabaya gelen seyyar bir artist kumpanyasından Fitnat hanıma aşık olduğundan Cevat Şakir’i ona aşk mektupları yazsın diye 15 gün orada tutuyor.
Bodrum’a varına 6 aydan beri devam ede gelmekte olan manevi baskıdan birdenbire sıyrılıyor. Ve müthiş bir hafifleme hissediyor. Sahile varıp ta engin denizi görünce ürperip Faleron’u hatırlıyor. Falerondaki engin denizi. Asla devam edemeyeceğini sandığı hayat işte karşısında duruyor.

 


Bodrum… O zamanlardaki tüm bakımsızlığına rağmen bir cennetti. Cevat Şakir’in yaşamaya mahkum edildiği kale yıkılmış olduğundan Bodrumdaki en pahalı deniz kıyısındaki evi 25 kuruş aylıkla kiraladı. Sırtındaki yatağı evin denize bakan odasına yerleştirdi ve hürriyetinin tadını çıkarma ihtiyacı hissetti. İlk önce denize karşı durup şarkılar söyledi, sonra avludaki kuyudan su çekip saatlerce taşların üzerine döktü. Bununla tabiata karşı bir şükran borcunu ödediği muhakkaktı. Asmalı bahçeye ve denize baktı uzun uzun. Bu işin gadr (kötülük) yüzünden bir lütuf olduğuna kanaat getirdi. Ve ayaklarını gere gere yattı. İlk hürriyet gecesini mütebessüm bir çehre ile geçirmeye karar verdi. O civarda rakı kaçakçıları vardı. Kolcuların dikkatini başka tarafa çekmek için evin altına dinamit yerleştirmişlerdi. Gece dinamit infilak edince Cevat kendini öteki dünyaya seyahat ediyor zannetti. Ertesi sabah evden çıkınca insanların sırtında çuvallarla kaçıştıklarını gördü. Kaçakçılar onu polis sanmışlardı.

 


Bodrumdaki hayatı Cevat Şakir’in Halikarnas Balıkçısı oluşunun hikayesidir. Artık onun için sadece tabiat ve kalemi vardı. Tabiatı görür, alır eline kalemi yazar…Yazar… Bütün Yunan mitolojisinin örülüş ve çözülüş hikayesini buradan takip etmek onun için Allah vergisinin en kıymetlisidir. Tam bir verim ve boşalma halindedir. Faleron’da kilitlenen düğüm burada çözülmüştür. Her tarafından hayatiyet fışkırmaktadır. Kalebend oluşu denize açılmasına mani olduğu için, denizi sadece sahilden seyretmekte ve kendini bütün benliği ile yazı yazmaya, Fransız ve İngiliz edebiyatından binlerce sayfa tercümeler yapmaya vermektedir. Birdenbire kendisini küçük yaştan beri yaşamaya özendiği diyarda bulunca Cevat Şakir artık kaleminin en ele avuca sığmaz adamıdır. Fakat bu hayal alemi 1,5 yıl sonra sona eriyor. Kendisine bir lütuf olsun diye onu İstanbul’a geri gönderiyorlar. Oysa o Bodrum’da yaşamak istiyor. İstanbul’da kalebendliğinden kalan 1,5 yılını dolduruncaya kadar zor dayanıyor. Bir yandan yazılar ve tercümeler yapıyor, diğer taraftan da cezası bittiğinde yerleşmeye karar verdiği Bodrum için oltalkar alıyor,sandal teçhizatını düzüyordu.
Bir gün soluğu Polis Müdürlüğünde alıyor.
- Efendim ben Bodrum’a yerleşmeye karar verdim.
- Bodrum’a mı? Gayet tabii. Ama bunu bana neden söylüyorsunuz?
- Neden mi? Bir buçuk yıldan beri nezaret altındayım da…
- Ne münasebet beyim!.. Sizin burada olduğunuzun biz farkında bile değiliz!...
Cevat bir an için boğulacağını sanıyor, sendeliyor ve oradan kendini dışarı zor atıyor. Kendisini Bodrum’a giden vapurda buluyor. Artık tamamıyla hür,Bodrum’un hatırı sayılır vatandaşlarındandır. Balıkçıdır,doktordur,mühendistir velhasıl her şeydir. İlk önce ceviz kabuğu kadar,daha sonraları biraz daha büyük ve nihayet 3 tonluk Yatağan adındaki kayığın sahibidir. Yatağan müthiş bir yelkenlidir ve Halikarnas Balıkçısı en güzel eserlerini işte bu yelkenlide yazmıştır. Bodrum’dan 20-30 mil uzakta bir adalar topluluğu vardır.Balıkçı oraya varınca en mesut anını yaşar. Orada ta ciğerlerinin dibinden gelen bir Merhaba çekince irili ufaklı bütün adalar ona canı gönülden cevap verir. Bu civarın adını eskiden Anadolulular Halikarnas koymuşlardı. O da oraların balıkçısı olduğu için kendisine Halikarnas Balıkçısı adını yakıştırdı. Mavi denizle orada haşır neşir olup, insan mevcut oldukça hikayesi bitmeyecek olan bu enginliği anlatmaya karar verdi. İlk işlerinden biri deniz kıyısında kendisine iki katlı bir ev yapmak oldu. Yelkenlisi Yatağan’ın palamar ipini evin ikinci katındaki çengele bağlıyordu. En muazzam eserler burada birbirini takip etti.
Halikarnas Balıkçısı Bodrum’un ikliminin nelere kadir olabileceğini bildiğinden buranın cennete benzetilmesini arzu etti. 60-70 tür narenciye, başta akasya bir o kadar da çiçek dikti.
Yazılarını bazen de Bodrum kahvelerinin içinde gürültüler eşliğinde yazmaktan keyif duyuyordu. Yazdıkça yazdı . Kah evinde, kah yelkenlisinde , kah kahvelerde. Ve ortaya Halikarnas Balıkçısı çıktı.
Halikarnas Balıkçısı’nın en büyük aşkı denizdir. 30 yıldır Ege’dedir. En çok Bernard Show ve H.G. Wells i sever ve tercüme eder. Tarihte kendisini en çok heyecana sürükleyen hadise Marathon Harbidir. Ressamlardan Van Gogh’u sever. Mitolojideki en favori hikayesi Kral Midasdır.

 

Başından beri yapmaya çalıştığımız şey, en büyük Türk çocuğunun rötuşlu bir resmini aksettirmek iddiasıydı. Fakat elimize kalemi alınca bu yükün altında ezildik ve yapmak istediğimiz şeyin azameti karşısında irkildik. Çünkü Halikarnas Balıkçısı bizim gibi toy, yavan ifadeli kimselerin anlatabileceği bir mevzu değildir. Bu, yazı hayatının 50. Yıldönümünü idrak eden muazzam delikanlının ömrü ve eserleri de, aşık olduğu deniz kadar azim, onun kadar müthiştir.

Cavit Yamaç
Demokrat İzmir Gazetesi / 21.02.1954

 


 

Son eklenenler

Mavi Platform

Denizlerden.com Ekibi

 Denizlerde olmaktan hiç vazgeçmeyin Gülnur hanım. Lütfen denizlerden14@gmail.com  adresine gönderin yazılarınızı...


Gülnur Payzanoğlu

Merhaba, Bir kaç yıldır denizlere karışmış durumdayız ailecek. Bu karışmışlık duygusu bitmesin diyerek yazlarımızı, kışın hafta sonlarımızı ruhumuza ve hayatımıza kattığı keyifle denizde geçiriyoruz. İlk defa geçen sene ailecek çıktığımız Seferihisar-Hİsarönü, didim, bodrum, Samos, lipsi, Leros, Kos seyri, hayatımızın sonraki tatillerini ve denizciliğin yaşamımızda kapsayacağı alanı da belirledi. Bir süredir yazdığım gezi günceleri de bu seyirleri bizim için kalıcı kıldı. Sayfanızda amatör yazılara yer veriyorsanız eğer fotoğraf ve amatörce kaleme aldığım gezi güncelerimi paylaşmak isterim. Saygıyla... Gülnur Payzanoğlu

Denizlerden.com Ekibi

Ana sayfa müziğimizin adı Straight to the heart. Söyleyen Sina Vodjani... Projenizde başarılar dileriz...


rabia pala

merhaba sitenizi tesadüfen proje odevim için araştırma yaparken buldum ve buradaki bilgiler benim için çok yararlı oldu.Projemde anasayfada çalan müziği kullanmak istiyorum ama ısmini bilmiyorum yardımcı olursanız çok sevinirim çok teşekkürler.

MURAT CAN BARUT

Nerhaba Denizci... Mükemmel bir sayfa ,harika bilgiler yazılar... sizden ricam sayfanıza teknik bilgiler bölümü eklemeniz. bir fırtına yaklaşırken yelkenlide neler yapılmalı, fırtına flokları deniz demiri vs. gibi nasıl açılır yapılır vb. Birazda kendi teknesini yapanlar için ,ne kadar motor gücü gerekir nasıl hesaplanır... vb. şu en bu boy bir yelkenli için kaç m2 yelken alanı kaç Kg safra icab eder vs. Sayfanızın tüm camiamıza hayırlı olmasını diliyorum kendi adıma ise TYF optimist ,4.70 lazer hocalığı eğitimlerini aksatmaya başladı eğitmenler yetişmez ise bu spor nasıl devam eder ? federasyona neler tavsiye edersiniz ...!? Saygılarımla.

coskun yılmaz

estagfurullah dıyerek baslamak ıstedım sozlerıme verdıgınız cevap acıklayıcı oldu tesekkur ederım yazılarınız cok faydalı ve detaylı cok ama cok tesekkur ederım ( hakan oge ) sızın verdıgınız bılgıler anlatımlar hıkayeler denıze hıc cıkmadan okuyan kısıyı sankı o yolculugu sızle yasamıs hıssı verıyor kendınıze ıyı bakın saygılarımla .

Hakan Öge

"Sürtüyor" kelimesini özellikle kullanmıştım, çünkü tekneleriyle çok kötü şartlarda avare gibi dolaşan bir sürü Fransız denizciye rastladık. Anlattığım çocuğun hikayesi de bunlara benzediği için biraz eleştirel olmak istemiştim. Gerçi hayat onların, istedikleri gibi yaşarlar, ama ne bileyim işte, içimden biraz dokundurmak gelmişti. Sürç-ü lisan ettiysek affola... Hiç kimse gibi ben de mükemmel değilim maalesef:)

Denizlerden.com Ekibi

Bahsi geçen yazı, yazarımız Hakan Öge'nin bir yazısıdır. Kendisinin konuyu cevaplaması daha uygun olacaktır.


coskun yılmaz

merhaba verdıgınız bılgıler ışime cok yaradı tesekkur ederım ama bır elestırım olacak kusura bakmayın belkıde ımla hatasıdır bır yazınızda kımler okyanusa cıkabılır adlı bolumde 20 yasında genc bır fransızın hıc bır bılgısı olmadıgı halde dunya turuna cıktıgını yazmıssınız lakın sonuna dogru su an nerelerde SÜRTÜYOR bılmıyorum gıbı bır cumleyle devam etmıs yazı bu sankı hıc denızcılık bılgısı olmayan bırının cahılce okyanusa acılmasına kızdıgınız ıcın soylenmıs bır sozmu yoksa imla hatasımı yada espri tavırlı bir konusmamı anlamadım cunkı sızın gıbı ozendırıcı onder bır pozisyondakı kısının boyle yazı yazmasını garıpsedım tesekkur ederım

Denizlerden.com Ekibi

 Günün birinde yelkenlerinizi Cebelitarık'tan öteuye basmanız dileğiyle... Aramıza hoşgeldiniz. Denizden uzak kalmayın.

 


Kerem Sivrioğlu

23 yaşında,erken yaşta denize sevdalanan 'denizci' olma,olabilme hayalleri ile yanıp tutuşan bir yandan da çağın gerekliliği ve baskısıyla eğitim hayatını sürdüren bir deniz severim.Teknemin burnunu,bir dünya seyaheti için Cebelitarık boğazından çıkarabilmek en büyük hayalimdir. Paylaşımlarınızla denizcilere ve deniz severlere kattıklarınız,farkında olmadan hayallere ışık tuttuğunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla...

Denizlerden.com Ekibi

 Teşekkür ederiz. Bahsettiğiniz parça Georges Dalaras'dan La Malaguena...


kadir güner

tesadüfen inceleme fırsatı bulduğum sitenizi içerik ve kullanım yönünden çok başarılı buldum, çok beğendim. sitenizde eylül-ekim ayı balıkları linkinde(http://www.denizlerden.com/?action=contents&page=content&catno=16&no=142) çalan müziği ayrıca çooook beğendim. bu müziğin ismini ve kime ait olduğunu benimle paylaşırsanız çok sevinirim.

Recep SAY

Herkeze selamlar benim sizlerden rıcam 1998 /2000 yada yukarı tahrihleri arası 30,000 tl cıvarı Mac Gregor 26, Yelkenli.....aramak tayım e şinde dostunda satmak isteyen varsa beni bu mail ( ( recepcemalsay@mynet.com )yada tel 0532 200 01 25 ulaşabilirsiniz bayrak ve yer fark etmez giderim satıcı deyilim kendim için aramaktayım her keze teşekkür ederim

Denizlerden.com Ekibi

 Yücel ağabeyimizin iletişim bilgileri tarafınıza gönderildi. 

Denizlerden uzak kalmayın...


Artun ULUBEY

Denizlerden.com Ekibi selamlar, Tombaz Usta tekneleri ile ilgili Yücel Köyağasıoğlu ile iletişime geçebileceğimizi belirtmişsiniz. Kendileri ile nasıl iletişime geçebiliriz acaba ? Bizleri bilgilendirirseniz sevinirim. Saygılar Artun ULUBEY

Artun ULUBEY

Kıymetli Denizci Dostlarım Merhaba, Albin marka bir motor arıyorum. Nadiren bulunuyorlar. Sizden ricam eğer etrafınızda Albin marka motoru olan ve satmak isteyen varsa benimle irtibata geçmeniz. Motorun çalışmıyor oluşu önemli değil. Teşekkür eder, esenlikler dilerim Artun ULUBEY

Muzaffer Tam

Sitenizde mükemmel bilgiler var. Yalnız yazılar ve özellikle resimler/şemalar(denizcilik bilgileri) tarayıcımı büyüttüğüm halde küçük kalıyorlar. Daha büyük olmaları daha anlaşılır olmaları açısından önemli. Mesela taknenin kısımlarını şekli büyüterek bile anlamak mümkün değil. Böylesine güzel bir başvuru kaynağının daha anlaşılabilir/görülebilir olması dileğiyle ellerinize sağlık.

Denizlerden.com Ekibi

 Zülfü Livaneli'nin Mutluluk filminin soundtracki.

Adı Denize Doğru. Mailinize gönderildi.

Denizlerden uzakkalmayın...


Beyza Eroğlu

Orhan Veli'nin Deniz Kızı şiirine bakarken fark ettim hoş sesin ne olduğu öğrenmek isterim. Lütfen video linkini gönderebilir misiniz?

zeyd çölmekci

sizlerden ricam fon müziğini mail adresime atarmısınız

Denizlerden.com Ekibi

 Sina vodjani'den STRAIGHT TO THE HEART.

Denizden uzak kalmayın


Hasan Emre Kafi

Ya Allah rızası için anasayfada çalan o müziğin bana ismini verin ya da atın.Lütfen mail adresime gönderirseniz çok sevinirim.

Mesajların tümü için tıklayın

Yazarlar

Halikarnas Balıkçısı

CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI

Ege kadınları

Kısmet

SADUN BORO

Karadeniz mi, Ege mi ?

Komodor Gözüyle

NECATİ ZİNCİRKIRAN

Yelken seyrinde sert havada denizle uyum sağlamak

Şadanca

PROF.DR.ŞADAN GÖKOVALI

Bana "iştiyak" larından gelmişler...

Rüzgar Baba

HALDUN SEVEL

Yaşamın sırrı

Fırtınaların Efendisi

CUMHUR GÖKOVA

Monte Negro

Ada

CENK ŞAHİN

Yaşlı Denizci'nin sonu

Okyanuslar

HAKAN ÖGE

Dünya turu için tekne boyutu

Kayıtsızın Yeri

ÖZKAN GÜLKAYNAK

Marinalar

Uzaklar

OSMAN ATASOY

Döndükten sonra olanlar

Alarga

TAYFUN TİMOÇİN

Lüks tekneler ve medya

Derinlerdeki İzler

KENAN ERGÜÇ

Derinlik 70 iş bitmiş

Sudan Sebep

BURAK AKIŞIK

Midye Tava

Denizin Derinleri

DENİZ ŞAHİN

Doğru mu yaşıyoruz sizce?

Miço

MELİH ŞENDİL

Yaş 85 yolun yarısı

Mavi Aşk

BURÇAK KARADEMİR

Sıla

Deniz Kızından İnciler

SEMA GÜZELAY

Anıları toplamak

Rüzgar Mavisi

EMRE ÖZGEN

Dört Duvar

Hava Durumu Linkleri